Sürekli aynı kıyafeti giymek, bakkala giderken tütülü prenses kostümünde ısrar etmek, kış günü terlikle sokağa çıkma ısrarı ya da yaz günü bot giyeceğim diye tutturmak… Çocukların genelde 2- 5 yaş arası sergiledikleri bu ısrarcı tutum ebeveynleri zorlasa da aslında çocukların kıyafet tercihleri çoğu zaman ifade edemedikleri başka ihtiyaçlarını anlatıyor: Özerklik, duyusal rahatlık, güven, özdeşim ve aidiyet gibi ihtiyaçlar… Psikolog Gülay Paralı, davranışı değiştirmeye çalışmadan önce çocuğun ne anlatmaya çalıştığını anlamanın önemine dikkat çekiyor.

Çocuklar büyüdükçe kendi tercihlerini yapma ve kararları üzerinde söz sahibi olma ihtiyaçları belirginleşiyor. Özellikle iki yaşından itibaren gelişen özerklik duygusu, günlük yaşamın pek çok alanında kendini gösteriyor. Ne yiyeceğine, hangi oyuncağıyla oynayacağına ve ne giyeceğine karar vermek istemesi, çocuğun birey olma yolculuğunun doğal bir parçasını oluşturuyor.

Kıyafet seçiminin zaman zaman ebeveyn ile çocuk arasında bir çatışma alanına dönüşebildiğini belirten Psikolog Gülay Paralı, “Çocuğun sürekli aynı kıyafeti giymek istemesi ya da bir arkadaşının kıyafetini ısrarla talep etmesi, yetişkinlere gereğinden fazla önem verilen bir konu gibi görünebilir. Oysa bu davranışların ardında, çocuğun henüz sözcüklerle ifade edemediği çeşitli ihtiyaçlar bulunabilir” diyor.

Aynı kıyafeti seçmek, fiziksel rahatlık arayışı olabilir
Bazı çocukların kumaşların dokusuna, dikişlere, etiketlere, kıyafetlerin sıkılığına ya da bedenlerinde bıraktığı hisse karşı daha hassas olabildiğini ifade eden Paralı, yetişkinler için önemsiz görünen bir ayrıntının çocuk açısından ciddi bir rahatsızlık kaynağına dönüşebileceğini söylüyor: “Böyle durumlarda çocuğun hep aynı kıyafeti tercih etmesi, inatçılıktan çok fiziksel rahatlığını koruma çabası olabilir. Çocuğun tepkisini yalnızca davranışsal bir sorun olarak değerlendirmek yerine, hangi duyusal özelliklerin onu rahatsız ettiğini anlamaya çalışmak önemlidir.”

Değişen dünyada tanıdık bir kıyafet
Okula başlama, yeni bir ortama girme, bakım verenlerden ayrılma ya da günlük düzenin değişmesi gibi dönemlerde belirli bir kıyafete yönelmek, çocuğun kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabiliyor. Tanıdık nesnelerin, rutinlerin ve alışkanlıkların çocuk için dünyayı öngörülebilir kılabildiğini belirten Paralı, “Tanıdık bir kıyafet, çocuk için süreklilik ve rahatlık duygusu sağlayabilir. Bu nedenle kıyafet konusundaki ısrarı değerlendirirken yalnızca ne istediğine değil, yaşamında o sırada nelerin değiştiğine de bakmak gerekir” diyor.

Bazen istediği, kıyafetin temsil ettiği özelliklerdir
Çocuklar büyüdükçe akran ilişkilerinin ve sosyal çevrenin benlik algısının gelişiminde daha fazla önem kazandığını belirten Paralı, beğenilen ya da başarılı bulunan bir arkadaş gibi giyinme isteğinin sosyal öğrenme sürecinin bir parçası olabileceğini söylüyor:
“Çocuk bazen bir kıyafeti değil, o kıyafetin temsil ettiğini düşündüğü özellikleri de istiyor olabilir: Özgüven, beceri, beğenilme ya da bir gruba ait olma hissi. Böyle bir durumda ‘Arkadaşının hangi özelliğini beğeniyorsun?’, ‘Onun gibi görünmek istemeni anlayabiliyorum. Peki, kendinde en sevdiğin özellikler neler?’ gibi sorular yöneltilebilir. Amaç, çocuğu başka birine benzemek istediği için eleştirmek değil; hem başkalarında beğendiği özellikleri fark etmesine hem de kendi güçlü yanlarını keşfetmesine yardımcı olmaktır.”

Çocuğu anlamak, her isteğini yerine getirmek değildir
Çocuğun tercihini dinlemenin ve ardındaki ihtiyacı merak etmenin, ebeveynin sınırlarından vazgeçmesini gerektirmediğini vurgulayan Paralı, hava koşulları veya okulun gereklilikleri nedeniyle sınır konulabileceğini hatırlatıyor: “‘Bu kıyafeti giymene izin vermiyorum, çünkü çok inatçısın’ demek yerine, ‘Bu kıyafeti ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Bugün hava soğuk olduğu için daha sıcak tutan bir şey giymemiz gerekiyor. İstersen iki seçenek arasından sen karar verebilirsin’ denilebilir. Bu yaklaşım hem çocuğun duygusunu kabul eder hem de günlük yaşamın gerekliliklerini korur.”

Sınırlı ve gerçekçi seçeneklerin çocuğun özerklik duygusunu destekleyebileceğini belirten Paralı, özellikle küçük çocuklarla uzun açıklamalar yapmak yerine sakin, tutarlı ve anlaşılır bir tutum sergilemenin daha işlevsel olabileceğini ifade ediyor.

Ne zaman uzman desteği alınmalı?
Belirli bir kıyafeti tekrar tekrar giymek istemenin veya sevilen karakterlerin aksesuarlarına yoğun ilgi göstermenin tek başına psikolojik bir bozukluğun göstergesi olmadığını belirten Paralı, şu değerlendirmede bulunuyor: “Kıyafetle ilgili ısrar yoğun kaygıya, belirgin sıkıntıya, uzun süren çatışmalara ya da okul ve aile yaşamında ciddi aksamalara yol açıyorsa konuyu daha ayrıntılı değerlendirmek yararlı olabilir. Çocuğun değişiklikler karşısındaki tepkileri, günlük işlevselliği ve diğer alanlardaki davranışları birlikte ele alınmalıdır. Tekrarlayan tercihlerden hareketle obsesif kompulsif bozukluk gibi bir tanıya varılamaz; gerektiğinde bir çocuk ruh sağlığı uzmanından destek alınabilir.”
Çocukların her isteğinin altında mutlaka derin bir psikolojik neden aramanın da doğru olmadığını hatırlatan Paralı, “Bazen bir kıyafeti gerçekten sevdikleri için tekrar tekrar giymek isterler. Çocuğun ne istediği kadar, bu isteğin onun için ne ifade ettiğini de merak etmek; sınırları korurken ilişkiyi güçlendirmenin önemli bir adımıdır” diyor.

[instagram-feed]

Aslıhan Gündüz ©. Tüm Hakları Saklıdır.                                                                                                                                                                                           

"Bu sitede yer alan tüm içerik ve görsel materyallerin izinsiz kullanılması ve kopyalanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre yasaktır!"