Ortodonti Uzmanı Abidin Acar, çocuklar için kaleme aldığı yeni kitabı “Feyza’nın Mutlu Gülüşü” ile tedavi sürecine bambaşka bir yerden bakıyor.Şeffaf plaklarla yürütülen ortodontik tedavinin çocukların günlük hayatını bölmeden nasıl ilerlediğini anlatıyor. Estetik, konfor ve hijyen avantajlarıyla öne çıkan bu yöntem, tedaviye uyumu artırıyor. Erken yaşta yapılan doğru müdahalelerin önemi vurgulanıyor. Ancak asıl odak, dişlerden önce duygular.
Son yıllarda ortodontide sıkça konuşulan şeffaf plaklar tam olarak nasıl bir tedavi yaklaşımı sunuyor? Klasik diş tellerinden ayrıştığı noktalar neler?
Şeffaf plaklar, ortodontide dişleri kademeli ve kontrollü şekilde ideal konumlarına yönlendirmek için tasarlanan, kişiye özel ve çıkarılabilir apareylerdir. Geleneksel tellerden en büyük farkı, estetik açıdan neredeyse görünmez olmaları ve günlük yaşam konforunu ciddi şekilde artırmalarıdır. Çocuklar ve ebeveynler açısından bakıldığında, plakların yemek sırasında çıkarılabilmesi ve diş fırçalama rutininin kesintiye uğramaması, ağız hijyeninin korunmasını çok daha kolay hale getiriyor. Bu da tedavi sürecinin hem daha sağlıklı hem de daha sürdürülebilir olmasını sağlıyor.
Şeffaf plak tedavisi çocuklar için hangi ortodontik ihtiyaçlarda öne çıkıyor? Yaş ve diş gelişimi açısından nelere dikkat ediliyor?
Şeffaf plak tedavisi, çocuklarda genellikle kalıcı dişlerin çıkmaya başladığı dönemden itibaren tercih ediliyor. Çapraşıklıklar, dişler arasındaki boşluklar, çene darlıkları ve kapanış bozuklukları gibi pek çok ortodontik problemde etkili sonuçlar elde edilebiliyor. Özellikle erken yaşta yapılan ortodontik değerlendirmeler, ileride ortaya çıkabilecek daha karmaşık sorunların önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor. Bu sayede hem daha kısa süreli hem de daha konforlu bir tedavi süreci planlanabiliyor.
Çocuk hastalar açısından şeffaf plakların günlük yaşama etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Konfor ve uyum sürecinde neler gözlemliyorsunuz?
Şeffaf plakların çocuklar için sunduğu en önemli avantajlardan biri, tedavinin günlük hayatın doğal akışını bozmaması. Yeme-içme alışkanlıkları değişmiyor, ağız içinde tel kaynaklı yaralanmalar ya da acil müdahale gerektiren sorunlar çok daha az yaşanıyor. Bu da çocukların tedaviye uyumunu artırırken, ebeveynlerin süreci daha sakin ve güvenli bir şekilde yönetmesine yardımcı oluyor. Çocuklar kendilerini kısıtlanmış hissetmeden tedaviye devam edebiliyor.
Ebeveynler çocukları için şeffaf plak tedavisine karar verirken en çok hangi konularda tereddüt yaşıyor? Sıkça karşılaştığınız sorular neler?
Ebeveynler genellikle bu tedavi yönteminin ne kadar etkili olduğu ve çocuklarının plakları düzenli kullanıp kullanamayacağı konusunda soru işaretleriyle geliyor. Bu çok doğal bir yaklaşım. Ancak tedavi doğru planlandığında ve düzenli kontrollerle desteklendiğinde, ilk birkaç ay içinde bile gözle görülür ilerlemeler elde edilebiliyor. Bu erken sonuçlar, hem çocukların motivasyonunu artırıyor hem de ebeveynlerin tedaviye olan güvenini pekiştiriyor.
Ortodontik tedavi sürecini çocuklar için daha anlaşılır ve pozitif hale getirmek adına bir çocuk kitabı hazırladınız. Bu fikrin çıkış noktasını bizimle paylaşır mısınız?
Bir çocuk kitabı yazma fikri, aslında hem bir ebeveyn hem de bir ortodontist olarak yaşadığım kişisel bir deneyimden doğdu. Kızımın şeffaf plak tedavisi sürecini kendi dünyasından, çok samimi ve doğal bir dille anlatması beni derinden etkiledi. Bu deneyimin sadece bizimle sınırlı kalmaması, başka çocuklara da cesaret vermesi gerektiğini düşündüm. Böylece klinik ortamda yaşanan kaygıları, çocukların anlayabileceği bir hikâye diliyle anlatma fikri ortaya çıktı.
Kitabınızda bir çocuğun tedavi sürecini hikâye üzerinden anlatmayı tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?
Kitapta özellikle teknik detaylardan ziyade, bir çocuğun duygusal yolculuğuna odaklanmayı tercih ettim. Çünkü çocuklar için ortodontik tedavi yalnızca fiziksel bir süreç değil; aynı zamanda korku, merak, alışma ve sonunda özgüven kazanımıyla ilerleyen duygusal bir deneyim. Hikâye anlatımı, bu duyguları normalleştirerek çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlıyor.
Sizce hikayeleştirme, çocukların ortodontik tedaviye bakış açısını nasıl dönüştürebilir?
Hikayeleştirmenin çocuklar üzerindeki etkisi gerçekten çok güçlü. Kendilerini hikâyedeki karakterle özdeşleştirdiklerinde, “Ben de yapabilirim” duygusu gelişiyor. Tedavi, korkulan bir zorunluluk olmaktan çıkıp, aşılabilir bir maceraya dönüşüyor. Bu yaklaşım, çocukların tedaviye daha istekli ve bilinçli şekilde katılmasını sağlıyor.
Bu kitabın özellikle hangi duyguyu ya da mesajı çocuklara ve ebeveynlere aktarmasını hedeflediniz?
Bu kitapla hem çocuklara hem de ebeveynlere vermek istediğim temel mesaj şu: Sağlık yolculuğu korkutucu olmak zorunda değil. Doğru iletişim, anlayış ve destekle bu süreç, çocuğun özgüvenini güçlendiren bir deneyime dönüşebilir. Kitabı kapattıklarında geride umut, cesaret ve “Ben değerliyim” duygusunun kalmasını istedim.
Ortodontik tedaviye karşı çekingen olan çocuklarda motivasyonu artırmak için klinikte nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Ortodontik tedaviye karşı çekingen yaklaşan çocuklarla iletişim kurarken, onları zorlamak yerine anlamaya çalışıyorum. Küçük adımlarla ilerlemek, süreci onların dilinden anlatmak ve güven ilişkisi kurmak çoğu zaman en etkili yöntem oluyor. Çocuk kendini güvende hissettiğinde, tedaviye bakışı da doğal olarak değişiyor.
Mesleki yolculuğunuzda sizi en çok etkileyen bir çocuk hasta deneyimini bizimle paylaşır mısınız?
Meslek hayatımda beni en çok etkileyen anlar, bir çocuğun korkuyla başladığı tedavi sürecini zamanla sahiplenmesiyle ilgili. Tedavi koltuğuna oturmaktan çekinen bir çocuğun, sonraki randevularda kendi isteğiyle gelmesi ve süreci sahiplenmesi benim için çok kıymetli. Bu noktada yalnızca bir hekim değil, aynı zamanda bir yol arkadaşı olabildiğimi hissetmek mesleğimin en anlamlı tarafı.

