Birçok aile ve çocuk ilişkilerinde gözlemlediğimiz yaşanan olumsuz tutum ve yaklaşımlardan biride duygu bastırımıdır. Peki duygu bastırımı nedir? Duygu bastırımı ile ilgili neler biliyoruz? Cevabını Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi & Okul Öncesi Öğretmeni Dila Toker’den aldık.

Ebeveyn olarak yaklaşımımız ne oluyor?
Çocuklarımızın 3-6 yaş erken çocukluk döneminde kendilerini üzen veya öfkelendiren bir durum karşında çoğunlukla kendilerini ağlayarak ifade ettiklerini görüyoruz. Bu bilinen ve gözlenen bir durum olmakla birlikte baktığımızda aile tutumlarından dolayı ya da çocuğun ağlama konusunda bir ikna veya çözüm yolu deneyiminden yani her ağladığında ebeveynlerini ikna etmiş ve istediğini elde etmiş olmasından kaynaklı da olabilir. Peki çocuklarımız ağlama davranışı gösterdiğin de biz ebeveynleri olarak çoğunlukla nasıl bir yaklaşım içinde oluyoruz? Evet çoğunlukla ağlamamaları gerektiğini söyleyen bir yaklaşım içinde oluyoruz öyle değil mi? Bunun yanı sıra “-Bunun için ağlanmaz. -Lütfen ağlamayı bırakır mısın? -Bebek gibi ağlama!” şeklinde ifadelerde kurabiliyoruz. Buda çocuğun duygularını değersizleştirdiğimiz ifadeler oluyor. İşte tam da burada çocuklarımızın duygularını bastırarak onlara duygu bastırımını uygulamış oluyoruz. Bu şekilde çocukların üzerinde kurduğumuz bu ve benzer ifadelerin yine çocukların üzerinde hangi olumsuzlukları yaratabileceğini düşünmüyoruz. Oysa ki bu yaklaşım ile aslında çocuğunuza ağlamanın kötü bir davranış olduğunun mesajını vermiş oluyoruz. Ama sadece bu mesajı vermiyoruz olumsuz daha pek çok durumun ve sorunun meydana gelmesini sağlıyoruz. Yani çocuğumuzun farkında olmadan şimdi ve ileri ki hayatında daima duygularına karşı kaçınma davranışı gösteren yani ağlamaktan çekinen, bu duygunun doğal olmadığını düşünen ve ağlamaktan kaçınan, içe dönük, özgüveni eksik ve kaygılı birey olmasına birer kapı aralıyoruz.

Duygularını anlamaya çalışın
Çocuk örneğin yaşadığı durum karşısında o an üzgün hissetmeye başladı. Öncelikle bu bir duygu yani o durum karşısında üzgünlük duygusunu hissediyor. İşte buna bağlı olarak da ağlama davranışında bulunuyor. Yani sevgili anne ve babalar çocuklarımız aslında hissettikleri duyguları ile bağlantılı olarak bu davranışı gösteriyorlar iken bizler neden onların duygularını anlamaya çalışmıyoruz? Her insan anlaşılmak ister çünkü bu bizim insan olarak en çok ihtiyacımız olan hissimizdir. Aynı şekilde çocuklarımızın bizden daha çok anlaşılmaya ihtiyaçları vardır. Ağlamak aynı zamanda onların hissettikleri duygularına karşı gösterdikleri tepkidir. Sağlıklı iletişimin temellerinden biri dinlemek ve anlamaktır. Dolayısıyla öncelikle çocuğunuzu anlamaya ve kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak empati kurmaya çalışmalısınız. Neden böyle hissettiğini ya da neyin onu bu kadar üzdüğünü, öfkelendirdiğini vs. sorarak başlayabilirsiniz. Eğer çocuğunuz bir ağlama krizinde ise “-Şu anda ağlayabilirsin; ağlaman bittikten sonra ve kendini iyi hissettiğinde istersen konuşabiliriz.” şeklinde bir ifade kurmanız yeterli olacaktır. Çünkü o an aslında bir duygu boşalımı yaşıyor ve buna izin vermeli yani müdahale etmemelisiniz. Çünkü bu doğru bir yaklaşım olmaz. O yüzden bu ifadenin ardından çocuğun sakinleşmesini beklemelisiniz. Zaten siz çözüm odaklı bir ifade kullandığınız için çocuğunuz anlaşıldığını hissederek duygularının sizler içinde ne kadar değerli ve önemli olduğunu anlayacaktır. Ama tam tersi bir yaklaşım ile çocuğa gelseydiniz anlaşılmadığını düşündüğü öfkesi daha da yükselecekti. O yüzden sevgili anne ve babalar bu yaklaşımı şimdi buruşturup çöpe atalım ve bir daha oradan hiç çıkarmayalım olur mu?

Yorum Gönder

twelve − 7 =