“Muhteşem bir mucize.”

Bir günde dört mevsimi yaşadığımız, bol heyecanlı, bir o kadar koşturmalı bir günü ardımızda bıraktığımız saatlerin sonrasında buluştuk Yıldıray Şahinler ve ailesi ile. Eşi Gizem Hanım üzerinde dumanı tüten çayı ile oğlu Aksel’de önce “bunlarda kim bakışı” ardından da etrafa gülücükler atan ve bize bir şeyler anlatmaya çalışan haliyle evlerinde misafir ettiler bizleri. Kaprissiz, hayatın doğal akışına kendi doğallıklarını katmış bir aileyle birlikteydik bu ay. Doğal kişilerle birlikte olunca tadına doyulmaz bir sohbet ve gördüğünüz bu keyifli kareler ortaya çıktı elbette. Tiyatroda oyunlar yöneten, sahnede sevdiğimiz karakterleri canlandıran, kimimizin son dönem popüler dizilerden daha yakından tanıdığı, dalış eğitmeni olan, oğluyla birlikte yenilendiğini ve etrafa onun gözünden bakmanın ne kadar da keyifli olduğunu söyleyen Yıldıray Şahin’ler ile babalık sürecini konuştuk.

Ailemizle birlikte gerçekleştirdiğimiz güzel günler, yaş aldıkça çocukluk anıları olarak karşımıza çıkıyor. Baba olmanızla birlikte o anları şimdi nasıl yorumluyorsunuz?
Tabi ki daha anlamlı oluyor hepsi. Birlikte yaptığınız yürüyüşün bile aslında sadece bir yürüyüş olmadığını anlıyorsunuz.

Çocuk yenilenmek midir?
Aksel’i ilk kez salıncağa oturttuğumda ya da kaydıraktan kaydırdığımda ben de ilk kez bunları yapıyormuşum gibi hissettim kendimi. Onun gözüyle dünyaya bakmak çok güzel. Oyunculuk da zaten çok güçlü empati gerektiren bir şey.

Empati pek kuramadığımız bir kavram oluyor çoğu zaman…
Empati yapabilmenin hayatınıza sinmiş olması gerekiyor iyi bir oyuncu olmak istiyorsanız. Bence iyi insan olmanın da temel gerekliliği o empati. Oyuncunun da bunu çok geliştirmiş ve içselleştirmiş olması gerekiyor. Bir anne baba olarak zaten çocuğunun gözünden dünyayı algılıyorsun. Aksel ilk bilinçli hareketlere başladığında ne düşündüğünü, nasıl baktığını çok net görebiliyorum. İnsanı tazeleyen bir şey anne babalık. Bi yandan da “çok da tavsiye ederim” diyebileceğim bir şey de değil aslında.

Neden?
İnsanın buna hazır olması ve kendi karar vermesi gerekiyor çünkü. Bana çok tavsiye eden oldu. Bence doğru bir şey değil, çünkü hazır değilseniz üstesinden gelemezsiniz. Ben yıllardır öğrenci eğitiyorum, on dört yaş grubu ile başladım Kenter Tiyatrosu’ndaki akademik işime. Özellikle en genç grubu seçmiştim. Onlardan çok beni geliştiren bir deneyim oldu. Dalış da öyle. İnsan psikolojisini anlamanız, sabırlı bir biçimde ilgilenmeniz empati kurmanız gerekmekte. Yoksa iyi bir eğitim veremezsiniz. Ben o yanımı hem geliştirdim hem de bende de yeterince varmış onu gördüm. Ben oldum olası kendimi bir anaç karakter olarak görürüm.

*Röportaj Anne Bebek Dergisi Nisan 2018 sayısı için yapılmıştır. Tamamını oradan okuyabilirsiniz.

Fotoğraf: @dokuphotography

Yorum Gönder

two × five =