“Çocuk ruhumu kaybetmeden baba olmak istedim.”

Gökhan Türkmen dediğimde aklınıza ilk hangi şarkısı geliyor? Benim “Çatı katı…” Nasıl güzel bir şarkıdır o öyle değil mi? Bu şarkılardan ötürü de romantik ve sakin yapıda bir kişiyle karşılaşacağımı biliyordum ama olgunluk konusunda “Tamam ya adam her şeyi halletmiş!” diyeceğimi düşünmemiştim hiç. Altını çizmek isterim anlatılanların, söylenilenlerin, önemsediklerinin kendisini olgunlaştırdığını söylerken bir ukalalık çerçevesinde değil de aksine yanlış anlaşılmasın tavrının verdiği mahçuplukla dillendiriyor. Sosyal sorumluluk projelerini önemsiyor, insan olmanın önemini ve sorumluluğunu biliyor, kızları Nil Rona ve Leyla Ada’yla hayatının keyfini sürüyor, arada eşiyle kaçamaklar yapıyor, çocuklar arasındaki dengeyi sarsmamak için özenli davranıyor… Temmuz sıcağına yakışan bu sohbet için Gökhan Türkmen’e teşekkür ediyoruz.

Evin üç ve ardından da dört kişilik olma hali planlı mıydı? Siz de neleri düşündürttü?
Planlıydı… Bir erkek çocuğunun başına gelebilecek en güzel şey ablası olması. Bu bağlamda da ikinci çocuk erkek olsun diye gönlümden geçmişti. Kızım olduğu için de çok mutluyum elbette. Çok şükür ikisi de sağlıklı bireyler. Bakalım üç kadın ile ev nasıl olacak? Kırkımda delirmezsem iyidir. (Kahkaha patlıyor burada.)

Baba olmak yanında olgunluğu da getiriyor mu?
Ben erken olgunlaşan bir adamdım. Bunda da ablamın ve erken yaşta çalışıyor olmamın etkisi çok fazla. On yedi yaşından beri çalışmaya başladım. Hem okudum hem de müzisyen olarak çalıştım. Yirmi üç yaşında internetten çok dinlenmiş, yirmi dört yaşında albüm çıkarıp ünlü olma durumundan dolayı da bir olgunlaşma halim var.

Aslında bu ünlü olma hali olgunlaştırmak yerine tam tersini yapmaz mı?
Evet öyle de olabilirdi ama ben düşünen bir adamım. Ablamda öyle. Biz birlikte çok vakit geçirirdik onunla. O bana çok şey öğretti. Bu olgunlaşma halimde onunda etkisi çok fazla. Biz birbirimize hep sarıldık. İyi bir aile hayatımız vardı ama sıkıntılarımızda hep ablamla bir aradaydık. Olgunlaşmamda onun etkisi çok fazladır.

Çocuklu hal korkutmadı mı sizi?
Ben hep çocuk istedim. Otuz üç yaşındayım. Yirmi beş yaşından beri hep çocuk istedim. Kız çocuk istedim, Allah iki tane verdi. Bambaşka bir hayatım olmaya başlıyor. Korkutmadı, aksine keyifli bir hal aldı hayatım.

Erken olgunlaşmış, baba olmaya hazır, duyarlı biri olduğunuzu anlıyorum konuşmalarımızdan. Başka nasıl biridir Gökhan Türkmen?
Ben çok insan olmaya çalışan, etrafımdakilere de onu anlatmaya çalışan bir adamım. Müziğe başladığım zamanlarda abilerim bana en önemli şeyin insan olmak olduğunu söylediler. Müzik, şan, şöhret önemli değil. Sen ne kadar insan olursan yaptığın müziğe o kadar yansır. O müziğin değeri o zaman bilinmeye başlanır. Sen karaktersiz bir adamsan, senin müziğini bir süre dinlerler, bir süre sonra dinlememeye başlarlar derlerdi. Ben bu lafları erken duydum, şanslıydım.

“Erken duydum, şanslıydım.” diyorsunuz ama kulak arkası da yapabilirdiniz. Onu anlamak da önemli bence…
E tabi önemli. Bunlarda da annemle babamın çok etkisi var. Klasik ama “Allah hep iyilerle karşılaştırsın.” duaları beni gerçekten iyi insanlarla karşılaştırdı. Şimdi ben de yapıyorum o duayı çocuklarım için. O mevzudan dolayı etrafımda hep yol gösteren insanlar oldu onların söylediklerine kulak arkası yapmak yerine kulak verdim. Aslında ben her şeye kulak veren biri oldum hayatım boyunca. Dinlerim, görürüm, izlerim, sen de böyle olabilirsin dikkat et Gökhan diye kendime telkinlerde bulunurum. O da çok önemli tabi. Böyle bir hayatım olduğu için çocuklar olgunlaştırmak yerine güç verdi bana.

Daha iyi, daha güzel, daha güçlü, daha sağlıklı… Kendinize çocuklardan sonra böyle “daha”lar söylediniz mi?
Aslında söylemedim, çünkü ben zaten küçüklüğümden beri spor yaparım, üstüme dikkat ederim, kıyafetlerimi önemserim, sağlığıma dikkat ederim. Durum çocuklardan sonra değişmedi.

*Röportaj Anne Bebek Dergisi Temmuz 2017 sayısı için yapılmıştır. Tamamını oradan okuyabilirsiniz.

Fotoğraf: Şahver Koçulu

 

Yorum Gönder

18 − four =