“Mükemmel değil, yeterince iyi!”
Çoğumuz kendisini İbrahim Büyükak’ın sevgilisi peşine de eşi olarak tanıdık belki ama aslında röportajımızın konusu bambaşka. Bir bebeğimiz var elimizde yok yok bu ilk göz ağrısı başka türden. 0-6 yaş arası çocuklar için annelere rehberlik edecek olan, uzman kimliği ile ele aldığı “Çocuğumla Büyüyorum” kitabı için bir araya geldik. Şu sıralar özel bi üniversitede yüksek lisans eğitimi veren Uzman Psikolog Nurdan Beşen Büyükak ile çocukluğunu, eğitimini, mesleğini, kitabını ve evliliğini konuşurken 2020 planları içinde çocuk fikrine de sıcak bakıp bakmadıklarını sordum elbette. Son derece samimi cevaplar aldığım, “ne de iyi oldu bir araya gelmemiz” dediğimiz bir röportajı biz ardımızda bıraktık. Bize eşlik etmek ister misiniz? Haydi bi çay koyun kendinize, sohbetimize dahil olun.

Karşımda çok sakin ve naif biri duruyor. Hiç sinirlenmeyecek gibisin, doğru mu?
Kısmen… Sakin biriyimdir, kimseyle tartışmam, çok gözlemciyimdir, az konuşurum, çok dinlerim. Az konuşsam da sıkıcı değilimdir, eğlenceliyimdir ama. Sanırım İbo’da bu yüzden bana iyi geliyor. Samimiyetsizliğe ve saygısızlığa da tahammül edemem. Bak bu benim için çok önemli.

İbo demişken, 19 yıllık bir sevgililik döneminiz var. Yeni nesil birliktelikleri için hayal bile edilemeyecek uzunlukta… İşin sırrı ne?
Doğru… Karşılıklı değişerek büyümek sanırım. Huylarınızı ilişkiyi pozitif yönde etkileyecek şekilde değiştirebiliyorsanız, süreklilik sağlayabiliyorsunuz ama biri aynı kalırken diğeri sürekli iyi anlamda değişim içindeyse o zaman çatışma oluyor. İlla ki bir sır istersen benden; karşılıklı dönüşebilmek, sorunları birlikte çözebilmek, çözüm odaklı olmak, birlikte eğlenmek diyebilirim… İşin özü elbette birbirini sevmekten geçiyor.

Hadi 19 yıl öncesine gidelim, nasıl tanıştınız?
İkimiz de Bursa’lıyız. Ben lise bir, İbo lise son sınıftaydı sevgili olduğumuzda. Okulumuzun yaptığı yıl sonu gösterisinde tanıştık.

Oyunculuk hikayesi o zamanlardan geliyor yani?
Evet. İbo o zamanlarda da çok iyi oynuyordu, ben de küçük bir roldeydim orda ama onunla kıyaslanamaz bile.

Peki sen de düşünmedin mi oyuncu olmayı?
Hayır, sadece okul dönemi aktivitesiydi benimkisi.

Psikolog olana kadar aklında hangi meslekleri eledin?
Doktor olacağım diyordum aileden gelen istek üzerine. Bilime de merakım vardı. Bilim teknik dergilerini alır, okurdum. Sonrasında edebiyata yöneldim ki derslerim de çok çok iyiydi. Felsefe okumak istedim, sonra edebiyat ve felsefe arasında gidip geldim. Öğretmen de olmak istemiyordum. Aldığım puan felsefenin de üstündeki bölümlere yetiyordu. Psikolojinin de hepsini yani sosyolojiyi, felsefeyi kapsamasından ötürü tercihimi bu yönde yaptım. İyi ki de öyle yapmışım. Çok severek okudum bölümümü. Peşine de yüksek lisans yaptım hemen.

Kendini eğitimlerle sürekli desteklemişsin…
Evet, çünkü psikolog olmak demek sürekli bi eğitim almak demek. Sadece psikoloji mezunu olduğunuzda psikolog ünvanını alıyorsunuz.  Ama  “Psikoloji mezunu terapisttir, tamam.” demek doğru değildir. Bunlar çok farklı kavramlar. Psikolog ünvanını alıyoruz ama psikoterapist olmamız için bunun da eğitimini almamız gerekiyor. Ben de bilişsel davranışçı terapi, psikanalitik psikoterapi başta olmak üzere birçok eğitim aldım. Londra’da da kaldığım bir yıllık dönemde yine Anna Freud Center’da mesleğimle ilgili eğitimler aldım.

Sevgilinin, bir gün Türkiye’nin en popüler ve sevilen isimlerinden olacağını tahmin eder miydin?
Gördüğüm diğer insanlardan farklı bir enerjisi vardı ve ona kafamda tam olarak mesleği oturtamasamda “Çok değişik bir şey olacaksın ama acaba ne olacak? derdim hep.

* Röportaj Parents Dergisi Aralık 2019 Sayısı için yapılmıştır. Tamamını dergiden okuyabilirsiniz.

Fotoğraf: Doku Photography 

 

Yorum Gönder

19 + three =